Bülten

Epik ne okuyor? .altı

queer-feminist-kitap-onerileri
Görsel: Gordon Parks

Henüz izlememiş olanlar için Netflix’in Explained adlı belgesel dizisini önererek başlayayım. Her hafta farklı bir konuyu, 20 dakikalık bölümlerle hap gibi işleyen bir dizi bu. Tek eşlilik, ırklar arası gelir eşitsizliği, dövmeler, K-pop, küresel su krizi gibi birbiriyle alakasız ama hepsi birbirinden ilgi çekici konuyu işleyen belgeselin bir bölümü de ünlem işaretine ayrılmıştı. 

Peşimizi bırakmayan hayaletler

söyle hayalet şarkını söyle-jesmyn word

“Ölümün ne olduğunu bildiğimi düşünmekten hoşlanırım. Göz kırpmadan bakabileceğim bir şey olduğunu düşünmek isterim. Büyükbabam yardımın lazım deyip siyah bıçağını pantolon kemerine soktuğunda, peşinden evden çıkıyorum, sırtımı dikleştirip omuzlarımı askı gibi geriyorum çünkü büyükbabam öyle yürür.  (…) Büyükbabam elimi kana bulamaktan çekinmediğimi bilsin istiyorum. Bugün benim doğum günüm.” 

Söyle Hayalet Şarkını Söyle-jesmyn Ward

Böyle bir ihtimal var mı bilmiyorum ama etrafınızda henüz bu kitabı övmüş kimseyle karşılaşmadıysanız bu boşluğu hemen doldurmak isterim. Söyle Hayalet Şarkını Söyle, Amerikalı yazar Jesmyn Ward’ın ikinci kez National Book Award kazanmasını sağlayan romanı. Ward, bu ödülü alan ilk kadın yazar olarak tarihe geçti bile. 

Kitap hapiste beyaz bir baba ve uyuşturucu bağımlısı siyah bir annenin 13 yaşındaki çocukları Joseph’in gözünden açılıyor. Anlatıcı karakter bir anne -Leonie- oluyor bir Joseph. Kitap katman katman Amerika’nın ırkçı tarihinin tüm izlerini, geride kalan hayaletlerini üzerinize bırakıyor. Ergen bir çocuk üzerinden, etrafında dönen fakirlikle, uyuşturucu bağımlılığıyla, erken yaşta anne-baba olma sorunuyla… Bunların hiçbirini didaktik bir şekilde yapmıyor üstelik hikâye, kitabın edebi başarısı da  en az konusu kadar ön planda. 

Kitabın yazarı da siyah bir kadın olunca ne 17 yaşında anne olan ne de uyuşturucu bağımlılığı yüzünden çocuklarını ihmal eden Leonie’yi de suçlu rolüne koyup içinizi rahatlatabiliyorsunuz. Neredeyse herkesin kurban olduğu bir hikâye bu. İşin içinden çıkması biraz zor. Biraz beyaz insana sinirlenip hırsınızı alabiliyorsunuz ama hayaletlerin sesini bastırmaya yetmiyor bu da. 

Bu arada kitabın çevirmeninin Begüm Kovulmaz olduğunu da belirtmek gerek. Benim gibi ne çevirse okurum diyenler varsa kitabı okumak için bir diğer bahane olur belki. Bir not da yazar hakkında, yazar çocukluğunu Mississippi’de geçirmiş gerçek bir Güneyli, bu kadar içinde olmasına rağmen hikâyeyle arasındaki dramatik mesafeyi böyle başarıyla korumuş olması da onu gerçekten iyi bir yazar yapıyor.

Bugünün “şiirini” söyleyenler

Geçen bültende bugünün romanını kim yazıyor diye sormuş, Joey Comeau’nun Lockpick Pornography kitabını önermiştim. (Kitabın tamamı bu linkten okunuyor)

Bu hafta keşfetmenizi umduğum isim ise şair Danez Smith. Bugün şiirini yazan şairlerden biri. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle keşfettiğim siyah, queer şair son yıllar Amerika’sının bir diğer yükselen sanatçısı. Don’t Call Us Dead kitabıyla National Book Award finalisti olmuş.

Button Poetry kanalında şiirlerini Smith’in kendi ağzından dinleyebilirsiniz. Bu arada Button Poetry Danez Smith gibi onlarca muhteşem insanla dolu. Şiir performansı denen şeyin bizde bir elli sene daha yaygınlaşmayacak olması üzücü olsa da Amerika ve Avrupa’da özellikle queer toplulukların kendini ifade etmek için sıkça başvurduğu çok da etkili bir yöntem bu.

Denice Frohman’ın Dear Straight People‘ı örneğin bu performansların en kuvvetlilerinden biri.