Bülten

Epik ne okuyor? .beş

queer-feminist-kitap-onerileri
Fotoğraf: Olivia Arthur

Malum yayıncılık dünyası için “yeni sezon” diyebileceğimiz Eylül ayına girdik. Diğer yandan K24’ün kardeş projesi diyebileceğimiz Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi de 1 Ekim’de açılacak. Yoğunluğum iki katına çıkacak olsa da hem bülteni devam ettirmek hem de sizleri de Kıraathane etkinliklerinden haberdar etmek için elimden geleni yapacağım.

“Aşkın ölçüsü neden kayıptır?”

BEDENDE YAZILI-jeanette winterson

“Asıl sorun yaratan klişeler. Kesin bir duygu, kesin olarak ifade edilmek ister. Hissettiğim şey kesin değilse ona aşk demeli miyim? (…) Aşkın su katılmamış halini istiyorum ben; özensiz sözlerini, o anlamsız jestlerini. O eski püskü klişeler koltuğunu. Milyonlarca kıç benden önce yerleşmiş o koltuğa, olsun. Yayları iyice gevşemiş, döşeme leş gibi kokmuş ve çok alışageldik bir koltuk bu.” Bedende Yazılı, Jeanette Winterson

Eğer daha önce Jeanette Winterson okumadıysanız başlangıç olarak tavsiye edeceğim kitabı Tek Meyve Portakal Değildir. Yazarın otobiyografik öğelerin de ağır bastığı ilk kitabı. Yazarın çocukluğunu, eşcinselliğini keşfetme sürecini ve dindar annesiyle yaşadıklarını okumak, sonra bugün geldiği yeri görmek ilham verici bir deneyim.

Ama ben bugün burada Bedende Yazılı’dan bahsedeceğim. Benim için tüm zamanların en iyi aşk romanlarından biri.  Tüm dünyadan birçok okur için böyle olduğunu da biliyorum.Adını, yaşını, cinsiyetini bilmediğimiz anlatıcı karakter, birçoğumuzun hayalini kurduğu aşık. Belki de olmak istediğimiz aşık. Hatta daha çok olmak istediğimiz aşık. Tutkusu, romantizmi, akışkanlığı ve aşık olduğu insanların bedeninde onu büyüleyen parçaların bize daha önce tekrar ve tekrar anlatılan heteroseksüel aşk hikâyelerinden başkalığıyla çok çekici.

Annenizin, babanızın, onların da anne babasının oturduğu o klişeler koltuğuna illa oturacaksanız bile nasıl oturduğunuzu sorgulamanız için, her şey bir yana bu kadar akıllı, romantik, seksi bir ana karakterin erkek olma zorunluluğunu yıktığı için hele havalar da sonbahara dönerken mutlaka okunması gerekenler listenize almanıza önereceğim.

Bugünün “romanını” kim yazıyor?

e horne and ja comeau

Bir süredir bunun üzerine düşünüyorum. Bugünün romancıları, öykücüleri bugünün hikâyesini anlatıyor mu? Yani beni anlatıyor mu? Sizi anlatıyor mu? Bugün yazılan kitaplarda kendinizi bulabiliyor musunuz? Arkadaşlarınızla konuştuğunuz dil, kavramlar ne kadar içinde bugün yazılan hikâyelerin. Yoksa hâlâ Aylak Adam’lar, melankolik kadınlar çağından çıkamadı mı edebiyat? Bunların hepsi kesin yargılardan ziyade sorular elbette. Mesela dünyadan Lidia Yuknavitch geliyor aklıma hemen, kesinlikle bugünün öyküsünü yazıyor diyebileceğim bir isim olarak.

İşte tam bu düşünceler içindeyken çok sevgili arkadaşlarımdan biri bana bir yazardan ve kitabından bahsetti. Kanadalı yazar Joey Comeau ve Lockpick Pornography. Arkadaşım kitabı bir süre önce ısrarla önerse de ben henüz başlayabildim. Ve başladığım anda ben de aynı ısrarla kendisine bültende yer vermek istedim. Kitabın anlatıcı karakteri hobileri arasında heteroseksüellerin evlerini soymak olan bir eşcinsel. Drag king olmaya bayılıyor. Rastgele insanları arayıp onlara cinsiyetin bir spektrum olduğundan bahsediyor. Daha neler yapacağını bilmiyorum çünkü kitaba daha dün başladım ve sadece iki bölüm okudum. 

Güzel haber, kitabı buradan okuyabilirsiniz. Yalnız tahmin edeceğiniz üzere kitabın henüz Türkçe çevirisi yok, olması da pek mümkün gibi görünmüyor ama bakalım…