Bülten

Epik ne okuyor? .onsekiz

queer-feminist-kitap-onerileri

2020’de her şey gibi yaz okumaları da anlam değiştirmiş olsa da on birinci bültende sizin için oluşturduğum tatil kitapları listesine göz atmanızı öneririm. Özellikle James Baldwin’in Giovanni’ninOdası kitabını uzun süre önce okumuş olsanız bile Baldwin’in yazarlığına bir kez daha hayranlık duymak için bu dönemi müthiş bir fırsat olarak görebilirsiniz.

Amerika’nın ırkçılık tarihine kitaplarla bakmak 

ABD’nin Minneapolis şehrinde George Floyd’un bir polis memuru tarafından öldürülmesinin ardından ülkede siyahlara yapılan ırkçılığa karşı başlatılan ayaklanmaları görmüşsünüzdür. Bu dönem, Amerika’nın ırkçılık tarihine dair kurgu eserler okumak ve tüm dünyada takdir gören edebiyatlarına hakkını teslim etmek için de doğru bir zaman gibi geliyor. Edebiyat dünyasında da siyah yazarların hak ettikleri yeri bulmak için uzun yıllar mücadele ettiğini unutmamak gerek. Okuduğunuzda etkisini uzun süre üzerinizden atamayacağınız bu üç roman aynı zamanda feminist bir yaklaşımla da yazılmış kitaplar, umarım okuma listelerinizde yer bulmayı başarabilirler.

Söyle Hayalet Şarkını Söyle: Jesmyn Ward

Söyle Hayalet Şarkını Söyle-jesmyn Ward

Yazarının ikinci kez National Book Award kazanmasını sağlayan Söyle Hayalet Şarkını Söyle hapisteki beyaz bir baba ve uyuşturucu bağımlısı siyah bir annenin 13 yaşındaki çocukları Joseph’in gözünden açılıyor. Hikâye katman katman Amerika’nın ırkçı tarihinin tüm izlerini, geride bıraktığı hayaletlerle beraber üzerinize bırakıyor. Kitabın edebi başarısının da en az konusu kadar heyecan verici olduğunu belirtmekte fayda var.

Yeraltı Demiryolu: Colson Whitehead

yeraltı demiryolu-colson whitehead

1800’lerin başı, Amerika. Köleliğin en acımasız yılları. Pamuk tarlalarında çalışan, plantasyonlarda yüzlercesi bir arada en kötü koşullarda yaşayan siyah köleler için hayatın ne kadar zor olduğunu bugünden bakıp hayal etmek bile güç. Yeraltı Demiryolu, bu plantasyonlardan birinde doğmuş ve hayatı boyunca buradan çıkmamış bir kadının, Cora’nın, kaçış hikâyesini anlatıyor. Kölelik tarihinden gerçeklere dayanan aynı zamanda başka bir evren de kurmayı başaran Whitehead ile henüz tanışmadıysanız şimdi tam zamanı. Kendisiyle üç yıl önce gerçekleştirdiğimiz “Amerika her zaman ırkçı olmuştur” başlıklı söyleşiyi buradan okuyabilirsiniz.

Amerikana: Chimamanda Ngozi Adichie

amerikana-chimamanda ngozi adichie

Adichie’nin 2014’te yayımlandığında üzerine çok konuşulan ama bizde dünyadaki etkisini pek yaratmadığını düşündüğüm romanı Amerikana “siyah olduğunu Amerika’ya gidince fark eden” Laos’lu Ifemelu’nun hikâyesi. Ten rengini, buna göre değişen güzellik algısını, günlük hayata sinsice sızan ve çoğu zaman farkında bile olunmayan ırkçılığı keskin bir şekilde anlamamızı sağlıyor. Sanem Sirer “Saç, kimlik, politika: Amerikana” başlıklı yazısında kitap için, “Kâh Afrikalılara hizmet veren bir kuaför salonunun koltuğundan kâh Obama’nın başkan olduğu gecenin içinden görünen Amerika manzarasını, kurmacadan azade, hakikatleri belgelermişçesine gözler önüne seriyor” diyor. Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

İstanbulberlin ile tanışın!

istanbul berlin

Kültür sanat ve yayıncılık sektöründe çalışanların iyi bildiği bir isim Sedef İlgiç’in, İstanbul ve Berlin’den ilhamla yola çıkarak yarattığı kültür sanat sitesi istanbulberlin.com yayın hayatına başladı. Ben de sitedeki Zamanın İçinden bölümü için Sedef İlgiç’in sorularını yanıtladım. Okumak isterseniz soruşturmanın tamamı burada.

“Karşılaşmalar için bir alan” olmayı hedefleyen Türkçe, Almanca ve İngilizce dillerinde Salı günleri güncellenen İstanbulberlin’i Instagram ve Twitter’dan da takibe alabilirsiniz.

Yayıncılığın umudu başka baharda

queer feminist yayıncılık

Sadece yayıncılık sektöründeki bizler için değil sıkı okurlar için de bu dönemin yayıncılık sektörünü nasıl etkileyeceği merak konusu. Gördüklerim arasında konuyla ilgili dikkatimi çeken iki yazıyı sizlerle de paylaşmak istedim. 

The New York Times’ta “They Were Meant to Be the Season’s Big Books. Then the Virus Struck.” başlığıyla Amerikalı yayıncıların yayın takviminin Korona Virüsü sebebiyle nasıl etkilendiğini ele alan yazı Kalem Ajans’tan Şafak Tahmaz’ın Türkçe çevirisiyle Cumhuriyet Kitap’ta yayınlandı. Hangi kitapların önümüzdeki dönemlerde basılmak üzere ertelendiğini ve salgının yayıncılık sektörüne genel etkilerini görmek için iyi bir özet içeriyor yazı.

Türkiye’deki yayıncıların bu süreçten ekonomik olarak nasıl etkilendiğini ve gelecek dönemlere dair kaygılarını paylaştığı Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından gerçekleştirilen anketin sonuçlarına ise buradan ulaşabilirsiniz. Anketi yanıtlayan yayınevlerinin ortalaması alındığında, mevcut personel pozisyonunda değişiklik yapmadan faaliyetlerini yürütmeye dayanma süresi ortalama üç ay olarak görünüyor. Bugünlerde özellikle bağımsız yayıncıları desteklemenin önemi bir kez daha ortaya çıkarken siz de elinizden geldiğince sevdiğiniz ve kitap yayımlamaya devam etmesini dilediğiniz bağımsız yayınevlerini desteklemeyi unutmayın.