Bülten

Epik ne okuyor? .üç

queer-feminist-kitap-onerileri
Görsel: Vivian Maier

Bu yazıda “bıçkın oğlan çocuklarının arkadaşlık hikâyelerine ve normatif aşklara alternatif arayanlar için iki queer roman” önerim olacak.

İkisi de gençyetişkin (young adult) türünde olsa da her iki kitabı da 20’li yaşlarımın sonunda okuduğumu ve çok sevdiğimi söylemem gerek. Kitaplardan ilki Ellen Wittlinger’dan Zor Sevgiler diğeri ise Patricia Duncker’dan Foucault’yu Sayıklamak.

Fanzinler, ilk aşklar ve arkadaşlıklar: Zor sevgiler 

Aslında bu Zor Sevgiler’i sanırım birçok kişi gençliğinde okumuş, hatta kendisi türünün klasiklerinden. Bense birçok genç yetişkin kitabında olduğu gibi Zor Sevgiler’le de çok geç tanıştım. Hatta ne yalan söyleyeyim o dönem kitabın çıktığı yayınevinde editör olan arkadaşım Mehmet’in “oku bak çok seveceksin” ısrarları olmasa radarıma bile girmeyecekti muhtemelen. Kendisine ve sayısı her gün azalan “ısrarla kitap tavsiye eden arkadaşlar”a bir de buradan teşekkür edeyim.

Kitap iki gencin hazırladıkları fanzinler üzerinden başlayan arkadaşlığını anlatıyor. Kitabın içinde fanzinlere ait bölümlerin farklı fontlarla, sanki gerçekten o fanzinleri okuyormuşsunuz gibi verilmesi ayrıca keyifliydi. Kitap, yaşınız kaç olursa olsun size, ilk aşkınızı, kendinizi yalnız, dünyada sizin gibi düşünen, hisseden kimse yok sandığınız ve kendiniz gibi çocukları bulduğunuzdayaşadığınız o coşkulu heyecanı hatırlatacak. Zor Sevgiler ilk kez 1999 yılında yayımlanmış. Türkçede ise 2002 yılında okurla buluşmuş. Yayımlandığı yıl Lambda Edebiyat Ödülü’nü almış. Bilmeyenler için Lambda, 1988 yılından beri Amerika’da, o yıl çıkmış en iyi LGBTQ temalı kitabı seçiyor. Yani yeterince şanslıysanız zaten bu kitapla yolunuz çoktan kesişmiş olabilir ama kesişmediyse bu yaz bunun için iyi bir fırsat olur. Hem ergenliği atlattıysanız zorluklarını atlattığınızı hatırlayıp şu an olduğunuz kişi olduğunuz için kendinizi de kutlayabilirsiniz.

Aşk, delilik ve diğer şeyler: Foucault’yu Sayıklamak

Bu kitabı etrafımda tavsiye etmediğim kimse kalmadı sanırım okuduğumdan beri. Uzun zaman önce okuduğum ve sevdiğim kitapları burada tavsiye etmeden önce bir kez daha alıp biraz okuyup hâlâ o kadar sevip sevmediğimden emin olmak istiyorum. Foucault’yu Sayıklamak’a tekrar döndüğümde “keşke bu kitabı hiç okumamış gibi tekrar okuma şansım olsaydı” dedim. Hikâyesi, kurgusu ve diliyle kitaba zamanında neden bu kadar hayran olduğumu bir kere daha hatırladım. Kitabı okumaya başlayıp o olağanüstü yazar Paul Michel’i Google’da aradığınızda kurguya olan övgümün sebebini daha iyi anlayacaksınız.

Foucault’yu Sayıklamak kitabın yazarı Patricia Duncker’ın ilk romanı. Yazar bu ilk kitabını 46 yaşında yazmış. Aranızda hayatta herhangi bir şeye geç kaldığını düşünenler varsa bu bilgi onlar için.

Geçen aylarda“gitmek mi zor kalmak mı yoksa cinsiyetçi ve heteronormatif olmayan bir aşk romanı bulmak mı” diye bir Tweet düşmüştü önüme. O zaman da zor ama imkânsız değil diyerek önerdiğim kitaplardan biri de Foucault’yu Sayıklamak’tı. Okuduğum en etkileyici aşk romanlarından biriydi ve bu aşk heteroseksüel bir aşk değildi. Sonunda beni ağlatan bir elin parmaklarını geçmeyen kitaplardan biriydi. Romanın karakterlerine, “ne anlatıyor” bu romana dair ne söylesem kitabın katmanlı, sürprizli kurgusunu bozacakmışım gibi geldiği için sadece bendeki duygusundan bahsetmem gerekirse, kitabın her karakterine ayrı ayrı hayran olmuş, böyle şahane bir ilk kitap yazabildiği için Patricia Duncker’ı çok kıskanmıştım diyebilirim. Bu arada not düşmekte fayda var bunaltıcı sıcaklarda ne okusam diyenler için kitapların ikisi de “yaz kitabı” olmak için fazlasıyla uygun. Son bir not da sevgili yayınevi emekçilerine, böyle güzelim kitapların bu kadar çirkin kapaklarla çıkması benim gibi eminim birçok okurun kalbini kırıyordur. İyi kitap kapakları yapıp böyle hikâyelerin daha çok kişiye ulaşmasını sağlamak elinizi değseniz yetenekli bir tasarımcıya değen şu zamanlarda inanın hiç ama hiç zor değil.

Film önerisi: Finding Vivian Maier

vivian maler-fotoğrafçı
Vivian Maier

Bu haftanın kitap dışı önerisi, Finding Vivian Maier adlı belgesel. Çok fazla biliniyor gibi gelse de, geçen aylarda yakın bir arkadaşım filmi de Vivian Maier’i de duymadığını söyleyince fotoğrafçının hikâyesini anlatan belgeseli ve Maier üzerine yazılmış iki yazıyı paylaşmak istedim. Vivian Maier, 1950’lerden 1990’lı yıllara kadar Chicago ve New York’ta çocuk bakıcılığı yaparak hayatını kazanırken bir taraftan da yüz binlerce fotoğraf çekmiş bir gizli sanatçı. John Maloof, 2009 yılında bir açık artırmada Maier’e ait bir kutu dolusu film bulur ve hikâyenin sonunda yüz binlerce fotoğrafla birlikte Finding Vivian Maier belgeseli de ortaya çıkar.

Maier ilgili iki yazı önerimden ilki Sanatın cinsiyet ekonomisi: Vivian Maier’ı Bulmak (yaz. Gözde Naiboğlu) ikincisi ise olur da ben zaten filmi izlemiştim der ya da Maier’le tanıştıktan sonra fotoğrafları hakkında daha teknik bilgiler öğrenmeye heves diye 5 Lessons Vivian Maier Has Taught Me About Street Photography, Vivian Maier üzerinden sokak fotoğrafçılığına da ilginç bir bakış açısı sunuyor.