Genel

Epik ne okuyor? .yirmi

Görsel: Alison Adcock

“Çevrimiçi Queer Feminist Edebiyat Okuma Grubu”muzun ilk iki buluşmasını gerçekleştirdik. Sırasıyla Jessica Schiefauer’ın Oğlanlar ve Maggie Nelson’ın Argonautlar‘ını okuyup üzerine konuştuğumuz grubumuzun son kitabı ise James Baldwin’den Giovanni’nin Odası olacak. Yıllardır hayalini kurduğum okuma grubunun gerçekleşmesini sağlayan, vakit ayıran, yorumlarını paylaşan arkadaşlarıma bir kere de buradan teşekkür etmek isterim. İkinci ve üçüncü grup buluşmalarının katılımcılarıyla ilgili haberler ise çok yakında!

Helios Felaketi: Küçük ve etkili bir kitap

helios felaketi

Helios Felaketi, küçücük bir kitap. Bir günde okuyup okuduğunuz için kendinizi şanslı hissedeceğiniz türden romanlardan.

Kitabı okuyup bitirdikten birkaç gün sonra National Book Award‘ın uzun listesinde gördüğümde bir tanıdığa rastlamış gibi hissettim. On iki yaşındaki Anna Bergström tanıştığım en ilginç karakterlerden biri olarak aklıma kazındı. Katmanlı, şaşırtıcı; beklenmedik sevinçleri, üzüntüleri, çıkarımları olan bir çocuk karakter yaratmak her zaman kolay değildir. Linda Boström Knausgård, işte bunu en iyi şekilde başarıyor Helios Felaketi’nde. 

Günümüzde bir İsveç kasabasında, babasından ayrı düşmüş bir kız çocuğunun, dille, aileyle, susmak ve konuşmakla ve babasını aramakla ilerleyen hikâyesi sizi bir çırpıda içine alacak. Kitabın arka kapağındaki şu cümle dönüp duracak zihninizde: Anna kim, babası kim, kavuşmalarını istiyor muyuz gerçekten, kavuştuklarında neler olabileceğini öngörmek mümkün mü?

Engelsiz Filmler Festivali’nden öneriler

12-18 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek Engelsiz Filmler Festivali  bu yıl ilk kez bir tema etrafında gerçekliyor: “Normali Ararken”.  Beş başlık altında toplam 23 filmin  çevrimiçi olarak ücretsiz gösterileceği festivalde yer alan filmlerle ilgili detaylar Sanatatak‘taki haberde verilmiş. Program detayları içinse EFF’nin Twitter hesabını takibe almayı unutmayın.

Festival filmlerinden benim radarıma girenler şöyle: Kendilerini gururla şişman olarak genç İskandinav kadınların hikâyesini anlatan Fat Front,
Bir ailenin birlikte yaşamaya başladıkları bir sokak köpeğinin hayatlarını ve hayvanlarla ilişkilerini nasıl değiştirdiğini anlatan Cody: The Dog Days Are Over, Ve Genius Luci, Reine isimli yalnız bir karakterin şehirde karşılaştıklarını konu alan renkleriyle insanı içine çeken animasyon yapımı.

Cinsiyetçi ve ırkçı olmayan bir yapay zeka mümkün mü?

Şüphesiz malumun ilamı olacak ama yine de yapay zekanın da hayatımıza sirayet etmiş ırkçılık, cinsiyetçilik ve transfobiden nasibini ne derece aldığını rakamlar üzerinden görmek etkileyici.

5Harfliler’den Deniz Kantar’ın Yapay zeka ayrımcı olabilir mi? yazısı “ABD’de yapay zeka uzmanlarının %80’i erkek, Google gibi dünyanın en büyük yapay zeka geliştiricilerinden birinin çalışanlarının %98’i beyaz” gibi olgusal gerçekler üzerinden ilerliyor. Netflix’te karşımıza çıkan öneriler gibi basit gündelik etkilerden havaalanındaki güvenlik taramalarının cisnormatif (ikili cinsiyet sistemine göre düzenlenmiş) yapısının translar üzerindeki etkisine kadar yapay zekanın hayatımızdaki etkisinin de toplumsal kalıplar üzerinden ilerlediğini ilginç örneklerle gözler önüne seriyor.