Kitap Önerileri

Karanlık odada

Araya giren işler sebebiyle bitirmem zaman alsa da her satırından bir şeyler öğrendiğim bir kitap oldu Karanlık Odada. Susan Faludi’nin 2017 Pulitzer Biyografi veya Otobiyografi Ödülü finalisti olmasını sağlayan kitabın Türkçeye çevrilmesi hem de bunun çok yeni bir yayınevinin (Kaplumbaa Kitap) ilk kitaplarından biri olarak yayınlanmış olmasına hem şaşırdım, hem çok sevindim. Çok satmayacağından emin olduğun bir kitap basmak anlamına geliyordu çünkü bu. Her ne kadar Faludi ABD’de oldukça tanınmış bir gazeteci olsa da burası için aynı şey söyleyemeyiz. Üstelik anlattığı hikâye 76 yaşında cinsiyet geçiş ameliyatı olan babasının hayat hikâyesi.  (Anladığım kadarıyla bu konuda bir sorunu olmadığından Susan, Stefánie’ye baba demeye devam etse de ben yazının devamında, Stefánie Faludi’nin ilk mailinin sonunda yazdığı gibi ebeveyni demeye devam edeceğim.)

Kitapta Susan Faludi’nin çok da parlak bir geçmişleri olmayan ebeveyni Stefánie Faludi’nin karakterini değil de cinsiyetini sorguladığı kısımlarda biraz sinirlendiğimi itiraf etmeliyim. Trans kadınları yeterince feminist olmadıkları için eleştirirken “benim de trans arkadaşlarım var, onlara sordum” dediği noktalarda yazarın içsel transfobisini tastikleyip okumaya bu şekilde devam ettim kitabı. Neyse ki gençliğinde de yaşlılığında da çekilmez biri olsa da Stefánie Faludi’nin hayat hikâyesi peşinden gidilmeyecek gibi değildi. Bir roman karakteri olsa bu kadar da olmaz diyeceğimiz bir hayat.

Nazi döneminde Yahudi bir Macar olarak yaşadıkları, bir şekilde hayatta kalmayı başarıp sonu Amerika’da biten uzun bir yolculuk, evliliği, boşanması, Tayland’daki ameliyat süreci ve memleketi Macaristan’a dönüşü… Bütün bu hikayeyi okumak, “cinsiyetin performatifliğini” neden trans kimlikler üzerinden değil toplumsal cinsiyet üzerinden sorgulamamız gerektiğini göstermesi açısından önemli. Konuşmamız ve sorgulamamız gerekenin trans kadınların kadınlığı değil, “bir performans olarak kadınlık ve erkeklik” olduğunu anlamak açısından da.

Ameliyat olduğu haberini kızına “aslında hiçbir zaman olmadığı o sinirli, maço adam rolünü yeterince oynadığını” söylerek iletir Stefánie Faludi. Stefánie Faludi, neden 76 yaşına kadar maço ve sinirli bir erkek rolü oynamak zorunda kalmıştır peki? Bu sorunun cevabını kitapta toplum, aile, savaş ortamı ve din üzerinden okurken tarihi arka plana dair de başka bir yerde kolay kolay bulamayacağımız detaylar da göreceksiniz. Umarım çok fazla kişiye ulaşır bu kitap. Zaman bulabilirsem kitap hakkında uzun bir eleştiri yazısı yazma niyetimi de buraya not düşmüş olayım.